26 Haziran 2014 Perşembe

Öz Şiirler



Yere düşen bir sarı, süzüle süzüle kavuşur kahve ile
Kirli karlar, gri karlar, güzel hayallerin yıkılması…
Patikalar toprak değil, senli benli olmuş, akıl verir olmuşlar
Ayaklarım yürümekle değil şefkate kaçışla meşgul…
Sessizlik değil bu! Ses var, duyamıyorum ama hissedebiliyorum onu.
Bir sesi var bu acziyetin, ancak çıkış yolu yok.
Bazı sözler duyulmak yahut söylenmek için değildir.
Bir bakışta var olabilecek söz söyleme kabiliyeti, bin ozana kırdırabilir kalemini.
Mevcudiyetimin fazlalık olması mı bu? Yoksa ağır mı geliyor arayış…
Garipsenmiş mutsuzluklar, kutsanmış kapışmalar ve ağlayan çocuk.
Bencillikle kibre açılan kucaklar, kardeşini kucaklayan yeşil dev.
Her şeye rağmen, her şeyin arasından sükunetin berraklığına uzanan bir kırmızı gül.
Yıkılsa da tüm masumiyet varlıkları, cürüm alsa da alemin dört bir yanını,
Aşk denen cürüm, masumiyetin son temsilcisi olacak ve hiç bir zaman bitmeyecek o.
İşte biz; aşk okyanusunda savrulup duran küçük kayıklar,
Eza yolunun mecburi yolcuları…
Bizim ümitsizliğimize tek teselli olacaktır o.


turkos

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder